31 Aralık 2008

Seni Günlere Böldüm

Yeni yılla ilgili yazmamak için tüm gün direndim ve evet yazmıyorum aslında. Yeni yıldan hiçbir beklentim yok zira...  Sağlık, başarı vs. vs.. dışında...2008 in benim için tek kelimeyle özeti; ''yalnızlık''...

ve birkaç kısa notum:
* İlk önce olmazsa olmaz dostum, abim Fepaden'e;
iyi ki varsın'larım tükenmez sana...hep hayatımda ol, bi yere kaybolma tamam mı? 

* belki de artık çok geç olsa da, yeni bir adım var benim ; 'uzak fırtına'... 

* ve sen...sana bişey demiyorum...susarak anlatma'lara sığınıyorum artık...ve bir de;

Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında.
Şiirler söylenir, şiirler biter
Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.

Bütün günler yenileşir her bekleyişte
Ve bütün dünler, bütün geçmişler
Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.

Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.


26 Aralık 2008

yarım kalan

seni üzgün gördüğümde ölecek gibiyim
aşk olmamalı bu!
aşkta kıskançlık bir adım önde olur.
üzüldüğüne üzülüyorum
garip bir sevgi bu
şefkat var içinde
içimde, gözlerimde, gözlerinde
canın yansa canım yanar
ve canım yansa canın yanar
biliyorum hala...
seni mutlu gördüğümde de ölecek gibiyim
peki kıskançlık değil de ne bu?
seninle ölüyorum, sensizken ölüyorum....
çünkü ben...
ben seni hiç kimsenin...
seni ben hiç kimsenin...
....
....
yok olmaz yarım kalmalı bu cümle
söylenmemeli zamanı gelmeden
ama
seni hiç kimsenin sevmediği kadar...
yok yok
yarım kalmalı bu şiir de
her şey gibi
ben
seni
hiç kimse
....


ledorita

24 Aralık 2008

uyan

''ve ben senin başka bir yanınım... kabullenemediğin, teslim olamadığın, 'yok olmaz' diye reddettiğin,' 'ah bee' dediğin o yanına aitim... içindeki o başka sen'e... yani öyle sanıyorsun. aslında; görünen, görünmeyen, bilinen, bilinmeyen ve senin bile farkında olmadığın sen'lere aitim ben...çünkü hepsini tamamlayan, hepsini iyi tanıyanım...ben de hepsiyim çünkü...çünkü öyle...biliyorum!

bunu kabul etmek ya da etmemek... kaderi(m)izi) değiştirecek olan bu!''

20 Aralık 2008

cumartesi notları II

* fotoğraflar ürkütücüdür bazen...çünkü anı'laşır..anılar geçmişte kaldığının kanıtıdır..bazen, acıtır.. rengi de çoğu zaman sarıdır sanki...

* ve ben yağmurlu, kahve kokan, loş ışıklı ve sonbahar'da biriyim...

mutsuzluğumda ve huzurumda...

ama 'ateşler yakarım parmaklarımla ve sana şarkılar söylerim kalbimle'* deniz'im yosun kokar tüm tazeliğiyle... kırmızılar kuşanır, beyazlara bürünürüm, ateşlerde yürürüm....mutluluğumda.

* oysaki mutluluğum, beni mutsuz ediyor. çünkü yanlış yerde yeşeriyor.

* ardına saklandığın kapılar değişiyor, sen değişiyorsun, ben de değişiyorum..her nasılsa, bir tek aşk değişmiyor!...

* kelimeler yaşandıkça anlam kazanıyor.. bunu fark edeli çok oldu, daha önce söylemiş miydim?

* duvarlarım var evet ama, hassas yerlerini fark edene yıkması çok kolay...yine de aldanmamalı, çünkü içerde binlerce görünmez savaşçı var.

* tek başına bir masada oturup, yoğurtla makarna yerken korunmasızlığına, saflığına, incinmişliğine üzülen gözü nemli kız. o hatırladığın kız çocuğu kadar safsın ve aptalsın!

17 Aralık 2008

gitmelere...

''Belirli bir yol arayan kişi için en büyük tehlike : o yolu bir yerde durarak, 'bakarak 'arayabileceğini (hatta, bulabileceğini) sanmasıdır çünkü, yollar bulunmaz: yürünür; yerlerde ise, olsa olsa, durulur onlar, bulunur; artık, yürünmez ...''


Oruç Aruoba

11 Aralık 2008

Pencerede Bekleyen Kadın Olmak

Caddeler sakin, hava ılık... Şehrin ışıkları yansıyor cama... Evlerin ışıkları, sokak lambaları, araba farları...Kadın pencerenin kenarında duruyor öylece...Yere kadar uzanan bir camdan, hafif aralanmış perdenin kenarından bakıyor dışarı. Ev sessiz, sıcak ve birkaç mum ışığı aydınlığında...
Kulağında 'un bel di vedremo'... Sonunun madame butterfly gibi olmaması için dua ediyor kadın. Ve bekliyor...
e aspetto gran tempo e non mi pesa,
la lunga attesa.

Birazdan köşeden çıkıp gelecek ve pencerede gördüğü kadınına gülümseyecek çünkü adam..
'e uscito dalla folla cittadina'

pencerenin kenarında, ondan önce eve gelmiş, güzel yemekler yapmış, herşey gibi kendini de o'na hazırlamış, gelip yüzünü güldürmesini dileyen, o'nda dinlenmeye mahkum, yalnızca ona bakacak ve görecek, onunla konuşacak ve onda susacak, onda kaybolup ona varolacak bir kadın..seni senden çok sevecek bir kadın...

Huzur, sevgi, aşk denince, evlilik denince gözümün önüne gelen sahne budur. Her şey bu sahneden ibarettir çünkü... Bu kadar basittir. Birçok şeyi vazgeçilebilir kılabilir. Birçok şeyi göze aldırabilir, her şeye anlam katabilir... yeter ki istesin...

ilham:
Bir anda, başlığını görür görmez gözlerim doldu ama bir yandan da yüzümde garip bir gülümseme vardı okurken. Aynaya bakıyormuş gibi hissettim kendimi.
Haşmet BabaoğluPencerede bekleyen kadınlar

3 Aralık 2008

...

Bu benim hayatım mı, yoksa kurtulmam, kaçmam gereken bir şey mi? Bunu anlamak bu kadar zor mu? Bu kadar kör müyüm?

eğlen güzelim

bu nasıl güzel bir şarkıdır böyle! 

''düşün düşün aşamıyorum engelleri
varamıyorum yanına çarelerin
yıkıl duvar göremiyorum enginleri
gidemiyorum bırakıp uzaklara

bir ağlarım bir gülerim
sanma senden vazgeçerim
alışamam inan yokluğuna

eğlen güzelim gününü gün et
ben vazgeçmişken eğlen
karaları ben bağlarım
sende vakit çok erken''

Pages - Menu

Popular Posts

takip edenler

Blogger news

Blogroll

About

Blogger templates

Kişisel web sitesi Kişisel web sitesi