şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2013

durduğum yer benim değil iken 
gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı
gidebilecek bir yerim yok iken hala
ve inatla durmayışım ne gaflet
nihayetinde ölmüyorken yaşıyor olan insanın
yaşıyorken öldüğünü bilmemesi bu,
bu ne tuhaf bir hayret


Turgut Uyar

2 Şubat 2010

özlemek ve birkaç şey...

birini özlememeye çalışmak; birkaç film ve birkaç kitap
özleyince unutmaya çalışmak; birkaç film daha...
yazmaya çalışıp da yazamamak...
sesini unutmaya çalışmak; birkaç şarkı
gülümseyişini unutmaya çalışmak; yabancı yüzlerle tanışmak...
ve bulamadıkça hatırlamak...
birini aramamaya çalışmak, birkaç sokak, birkaç cadde adımlamak
yürümek, yürümek, yürümek...
üşüyüp yorulup bir çay içmek
çay içip de unutmaya çalışmanın saçmalığını anlamak...
birini özlemek; geri kalan her şeyi anlamsızlaştırıp
soluk ve ağır çekim yaşamak...
uykuya kaçıp rüyalarda teslim olmak...
yüksek sesli ve kalabalık yaşamak,
öyleyken hissetmezsin ya belki...

birini özlemek;
filmlerle, kitaplarla, şarkılarla, dostlarla avunmaya çalışıp
yapamamak...
yazamamak...
susmak ve susmak...

---
ledorita

11 Ocak 2009

yenilme

kalbim...
dönme yolundan
gitme oralara
hep aynı hikaye
bilmez misin;
korkak adamları
korkak adımlarından sen yorulacaksın!
kalbim...
yenilme
acıyacaksın!...

---
ledorita

26 Aralık 2008

yarım kalan

seni üzgün gördüğümde ölecek gibiyim
aşk olmamalı bu!
aşkta kıskançlık bir adım önde olur.
üzüldüğüne üzülüyorum
garip bir sevgi bu
şefkat var içinde
içimde, gözlerimde, gözlerinde
canın yansa canım yanar
ve canım yansa canın yanar
biliyorum hala...
seni mutlu gördüğümde de ölecek gibiyim
peki kıskançlık değil de ne bu?
seninle ölüyorum, sensizken ölüyorum....
çünkü ben...
ben seni hiç kimsenin...
seni ben hiç kimsenin...
....
....
yok olmaz yarım kalmalı bu cümle
söylenmemeli zamanı gelmeden
ama
seni hiç kimsenin sevmediği kadar...
yok yok
yarım kalmalı bu şiir de
her şey gibi
ben
seni
hiç kimse
....


ledorita

26 Eylül 2007

dumanlı yağmurlu ve isimsiz

yüksek doz aşk aldık
bünyeye ağır geldi.
alıntılar yaptık sevdiğimiz şairlerden
altlarını çizdik bazılarının
bazılarını satır aralarında gizledik
gördüklerimizi görmezden geldik
görmediklerimizi sorduk soruşturduk
adresi bulduk da,
kapıyı çalamadık!

ilhamlar alıyorduk kulağımıza çalan her şarkıdan
ve her nota kalbimize dokunuyordu en ürkek yerlerimizi bularak
bir de üzerine, kenarı süslü, siyah beyaz
dumanı üstünde birkaç satır yazıyorduk
acımtrak tatlar bırakarak

sonra birden güneş açıyordu
gidiyordu tüm toz duman
ben bir çiçek oluyordum
sense hayat veren toprağım...
yağmuru bekliyorduk öylece...
birlikte nefes almak ümidiyle
ama olmuyordu
ya yağmurlar erken inmişti bu eylül
ya yetmiyordu o yağan birkaç damla
ya da biz ıslanmayı bilmiyorduk...
bir kurak eylül sabahı İstanbul'da

oysa ki birbirine baktıkça,
sevgiden, mutluluktan dolan
gözlerimiz vardı bizim...
ertelenmiş hayalleri bekleyen
bir de yaşları vardı
ama yetmedi.

zaman bizden yana mıydı bu masalda
öylece yazılmayı mı beklemeliydik yoksa
müdahele hakkımız var mıydı
diyelim ki vardı
asıl soru, bizim cesaretimiz var mıydı buna?
sorular sormuyorduk
cevaplarını kimsenin bilmediği soruları sormakta
anlam da aramıyorduk aslında
ve ama işte
ne sen bakabiliyordun bana hiçbir şey yokmuş gibi
ne de ben, hiçbir şeyim yokmuş gibi

bu aşk
hiç sevmediğim sevilmediğim kadar
kendimden bile sakındığım bu aşk
benden kaçtıkça sen
boşluğa düşürüyordu günden güne

ve hayat zamanla bir olmuş oyunlar oynuyordu bize
sıkışıp kaldığım bu dört duvar arasından
çıkış yolu bulmamı istiyordu bir de...
kapıları kitliyordu üstelik.
ne ipucu veriyordu
ne de zehrimi çıkarıyordu hücrelerimden

zira o da biliyordu
yaran neyse yara bandın da oydu aslında
ya da biz yaralarımızı sarmayı bilmiyorduk hala
bir kurak eylül sabahı İstanbul'da...


ledorita, 26 eylül, sessizlik ve sensizlik sonrası...

Pages - Menu

Popular Posts

takip edenler

Blogger news

Blogroll

About

Blogger templates

Kişisel web sitesi Kişisel web sitesi